Bazen yaşadığımız güçlüğü tanımlamak kolaydır; yoğun kaygı, ilişkilerde tekrar eden sorunlar, öfke, yeme davranışındaki değişimler veya kendimize yönelik eleştirel düşünceler gibi. Bazen ise ortada belirgin bir sorun olmamasına rağmen “bir şeylerin yolunda gitmediğini” hissedebiliriz.
Bireysel psikoterapi; kişinin yaşadığı güçlükleri anlamlandırabileceği, duygularını ve ihtiyaçlarını keşfedebileceği, geçmiş deneyimleri ile bugünkü yaşamı arasındaki bağlantıları fark edebileceği ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi daha yakından inceleyebileceği bir süreçtir.
Bireysel terapi sürecinde kişinin ihtiyacına göre;
* Kaygı, yoğun endişe ve korkular
* Panik belirtileri
* Duygu düzenleme güçlükleri
* Öfke ve yoğun duygusal tepkiler
* Travmatik ve zorlayıcı yaşam deneyimleri
* Çocukluk yaşantılarının bugünkü etkileri
* Bağlanma ve yakın ilişki güçlükleri
* Tekrar eden ilişki örüntüleri
* Ayrılık ve ilişki sonrası süreçler
* Terk edilme veya reddedilme korkusu
* Özdeğer ve özgüvenle ilgili güçlükler
* Yetersizlik, değersizlik ve suçluluk hisleri
* Sınır koymakta ve “hayır” demekte zorlanma
* Mükemmeliyetçilik ve yoğun öz eleştiri
* Yeme davranışı ve duygularla yeme arasındaki ilişki
* Stresle ilişkili bedensel belirtiler ve bedensel duyumlara yönelik yoğun hassasiyet
* Kayıp ve yas süreçleri
* Yaşam değişiklikleri ve uyum güçlükleri
* Kendini tanıma ve kişisel farkındalık gibi birçok konu ele alınabilir.
Terapiye başlamak için yaşadığınız güçlüğe mutlaka bir isim verebilmeniz gerekmez. Bazen yalnızca aynı durumların, duyguların veya ilişkisel döngülerin hayatınızda tekrar ettiğini fark etmek de terapiye başlamak için bir neden olabilir.
Terapi sürecinin başlangıcında kişinin terapiye başvurma nedeni, yaşam öyküsü, mevcut ihtiyaçları ve terapi hedefleri birlikte değerlendirilir.
Her kişinin yaşam deneyimleri ve ihtiyaçları farklı olduğu için terapi sürecinin içeriği ve ilerleyişi de kişiye özgüdür. Terapi yalnızca mevcut belirtilerin azalmasını değil, bu belirtilerin ve tekrar eden güçlüklerin altında yer alan dinamiklerin anlaşılmasını da içerebilir.
Örneğin bugün ilişkilerde yaşanan yoğun terk edilme kaygısı, eleştirilme karşısında ortaya çıkan güçlü bir yetersizlik hissi veya yakın ilişkilerde tekrar eden benzer sorunlar geçmiş ilişkisel deneyimlerle bağlantılı olabilir.
Terapi sürecinde bu bağlantıları fark etmek; kişinin bugün yaşadığı duyguları, düşünceleri, davranışları ve ilişkisel örüntülerini daha bütüncül biçimde anlamasına alan açabilir.
Bireysel yetişkinlerle yürüttüğüm psikoterapi çalışmalarında temel yaklaşımım psikodinamik/dinamik psikoterapidir.
Dinamik yaklaşım; kişinin yalnızca bugün yaşadığı güçlüğe değil, geçmiş deneyimlerine, erken dönem ilişkilerine, duygusal ihtiyaçlarına, içsel çatışmalarına ve yaşamında tekrar eden ilişki örüntülerine de odaklanır.
Bununla birlikte terapi sürecini tek bir yöntemle sınırlandırmak yerine, danışanın ihtiyacı ve terapi hedefleri doğrultusunda eğitimini aldığım EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) ve Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yöntemlerinden de yararlanıyorum.
EMDR özellikle geçmişte yaşanan zorlayıcı deneyimlerin bugün üzerindeki etkilerinin çalışılmasında sürece dahil edilebilirken; BDT yöntemlerinden düşünce, duygu ve davranışlar arasındaki ilişkilerin ele alınmasında ve ihtiyaç duyulan alanlarda yararlanılabilir.
Bu nedenle terapi süreci, belirli bir yöntemin herkese aynı şekilde uygulanmasından ziyade kişinin ihtiyaçları, yaşam öyküsü ve terapi hedefleri doğrultusunda şekillendirilir.
Psikoterapi her zaman yalnızca bir belirtinin ortadan kaldırılmasıyla ilgili değildir.
Bazen kişinin “Neden hep benzer ilişkilerin içinde buluyorum kendimi?”, “Neden başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarımın önüne koyuyorum?”, “Neden küçük bir eleştiri beni bu kadar etkiliyor?” ya da “Aslında ne istediğimi neden bilmiyorum?” gibi sorularının peşinden gitmekle başlar.
Terapi, bu soruların hızlı cevaplarını vermekten çok; kişinin kendi hikâyesini, duygularını ve ilişkilerini daha derinlemesine anlayabileceği güvenli ve yargılayıcı olmayan bir alan oluşturmayı amaçlar.
Her terapi süreci kişiye özgüdür. Görüşmeler, danışanın ihtiyaçları ve terapi hedefleri doğrultusunda birlikte şekillendirilir.